27 Eylül 2011 Salı

vicdan'a ithafen.

vicdanına sahip çık derken,vicdansız demedim sana,insan olmadığı şeye sahip çıkar mı ,hayır,ben sendeki var olduğuna inandığım şeye sahip çık dedim,yani vicdanına..

uzak düşlerde yaşıyorum işte,mutluyum yada mutsuz ne fark edicek ki,kahve yine aynı tadında sert..arada alkolü kaçırır oldum yine,bazı geceler anneme verdiğim sözü yer oldum,elim cebimde yürüdüğüm soğuk akşamlar geldi,gün batarken eskişehirde,ne tarafa baktığımı tahmin ediyosundur,burdaki gri daha gri afyona göre ve daha bi romantik bu şehir..köşebaşındaydım ben,bunu yazarkende ordayım,uyurkende..vicdanın var senin ve onun için yoksun,beyin ölümü gerçekleşmiş bir vakaydık biz ve acı çekiyoduk,vicdanın çek fişi dedi,çektin,ne kadar olumsuz bir durumda olsa huzura doğru yapılmış bir adımdı..vicdanın var senin..

çığlıklarını,keskin virajları hep gördüm,duydum ben,merak etme,yolun sonunu ben sormadım,yoksa vicdanın var senin inanıyorum...

şarkı söyle,yazı yaz,mutlu olursun...bişileri yeniden başlaman çok iyi,ben bunu yapmanı senden sonra istiyen ilk kişiydim,başardın..arada kahve içince aklına gelmemeyede başlarım bunuda biliyorum..

eğer hayatın yolundaysa sorun yok,olmazda zaten,heyecanını sakın yitirme,ve yokluk,yani benim olmayışım seni daha mutlu ettiyse,koş..

bana gelince,senin yaptığını yapmak için zamana ihtiyacım olduğunu düşünüyorum,uzun bir zamana,şimdi çocukluğunla,şarkılarla,yazılarla,derslerle,sorularla meşgulüm,zamanım yok kendime,düşünmeden rahatça yaşıyorum artık,yarına inanmıyorum,günümü kurtaran süper egolu çocuğu oynuyorum bu aralar..

senle bir alakası yok yaptıklarımın,sen herşeyi dürüstçe ve vicdanlıca oynadın,bu saatten sonra zaten sen diye bişi yok,olamazda benim için,seni içtiğim en ucuz içkilerde boğuyorum hergece,ölüyorsun..

acı çekmek için bilerek soluk boruma kaçırıyorum içkileri bazen,nefes alamıyorum 2-3 dk,kırmızı oluyorum,rahatlıyorum,öldürdüğüm sen gibi bakıyorum dünyaya,sonra küfürler ediyorum,kendime, sana değil..



eğer bende vicdan olsaydı,vicdanlı birini,en zayıf anında bam telinden vurmazdım.


söylenecek söz yok,git sen.

26 Eylül 2011 Pazartesi

sonsuza kadar içimdesin.

aramızda denizler var,ve ben çıldırıyorum
sesini duyduğumda kalbim ağırıyor
seni artık görmez oldum
senin hasretinle doldum
nereye gitsen,ne olursa olsun
sonsuza kadar içimdesin
içim yansada,mutlu olsamda
sonsuza kadar içimdesin
nasıl bilirdik ki o güzel günleri,yaşamadan
gülümsemeleri yaşamadan gözyaşı oldu
sevgilim görmüyormusun
aşkımla gurur duyuyorum..
nereye gitsen,ne olursa olsun
sonsuza kadar içimdesin
içim yansada,mutlu olsamda
sonsuza kadar içimdesin..



gün doğma hediyesi,selam olsun pazartesiye..

25 Eylül 2011 Pazar

iyiyim ben..

sıkıcı bir pazar daha geçti,iyiyim ben,odamda mutluyum,kalabalıklardan soyutladım kendimi,ama yollardan hayır,daha zamanım var durulmaya,balkonda oturamayıda ihmal etmiyorum,arada 3-5 soru çözmeyede başladım,iyiyim ben..

bazen kendimle kalıyorum istemeden,hayaller kuruyorum,iyiyim ben,keyifli bir gün gibi isteklerim oluyor,biraz çay içiyorum balkonda,aklıma geliyosun,iyiyim ben..adam olmaz diyosun belki benden,boştu diyosun,belki unuttun,hatırlamıyosun,belki gülüyosun,belki dalga geçiyorsun,iyiyim ben..

gerçekler ve sen az geldiğin için dünya adalet terazisinde seni bana doğru ağır bastırmadı belki,hayallerdemi olucaksın bilmiyorum,uykum var,uyuyamıyorum bir kaç gündür,iyiyim ben..

söyleyemediklerini bilmiyorum,söylediklerimi biliyorum ve doğruluklarından da şüphem olmadan,verdiğim sözleri hiç unutmadım ben,iyiyim ben...


bahanesiz ve sebebsiz,nedensiz,zamansız,senin olmak isterdim,isterim..iyiyim ben...
keyifli bir gece yine beni bekliyor,fotoğrafın yok,sen yoksun,sadece hayalimde ve yorgun beynimdeki senle yine şarkılarla,yazılarla,gitarla bir yolculuk olacak sana doğru,sonra üşümek isticem,senin 20 yıla havasını soluduğun şehirin oksijenini çekicem içime,sen gibi gülmeyi denicem,keyifli gecem bu benim bu ara,iyiyim ben...

artık cümlelerime geri dönüş yapmıcam,anlatım hatalarıyla,yazım yanlışlarıyla kalsın istiyorum,geriye dönüp okuduğumda seni hissetmek için...fiyakalı durumlar peşinde olamıyorum,iyiyim ben...

dünya'da
kahramanları herkes sever, bense sıradan bir adamım...
iyiyim ben.

23 Eylül 2011 Cuma

17.gece ve sonrası.

birgün evde  boş boş otururken,okuduğum yazı yüzünden bastırdığım şeylerin depreşmesi sonucu güldüm sana,sen olmaya başladın bende..akşamın olmasını çok istedim,iftardan sonraki kahve yudumlarını sen aldın 17.geceden sonra...


anlamaya çalıştıkça kendimi buldum sende,tesadüfen yolda gördüğüm arkdaşımdan öte iç dünyama yolculuğa çıkmıştın sen..gece uyumadan önce yastıkla cebelleştiğim dakikalarda aklıma gelen şey sen olmuştun,oluyodun,oluyosun..


günün ilk dakikalarında ben seninle konuşup,biten gün en son sana iyi geceler demenin keyifi ile günlerimi sıraya koydum ben,ölmeden önceki son görüştüğüm insanı sen yapmak,ailemden önce seni seçmiş olmam beni rahatsız etmiyordu..


sen bendeydin  sevgilim,hissediyordum seni sen bunu biliyormuydun..

tesadüfen falan deme bana,aşktı  bu...

senin çizgilerin ve varlığın hücrelerime işliyordu inan,aşktı bu,güzeldi.



ben doğmadan,öldürüyosun
söyle mutlu musun?
ben hiç yol almadan,durduyosun
mutlu musun? mutsuz olmamdan?

21 Eylül 2011 Çarşamba

love..

aşk demenin ve insanların nasıl ve nedir demelerinden ve o tüm bildiklerinden uzak bir köyden yazıyorum sana,aşk benim olmak demen değildi,tüm gökyüzü şahidim olsun ki ben aşkı böyle hissetmedim,herşeyini kabul ettim,gökten tunçlar yağarcasına bekledim,yıldızları dilek tutmak için kaydırdım,aşk adına...


dokunmak istedim sana,ellerine,saçlarına.
sarılmak istedim ruhuna,ağlaşmak dipteki çocukla ve yağmuru seyretmek istedim,tüm hayallerle...
yollar katetmek istedim,aç kalmalar,bir şarkı söylemek senin için,ve seni beklemek..
hep nisan havasında kır çiçekleri açmasını istedim gülüşlerinde,ve birdaha solmamak üzere açılmasını istediğim kır çiçekleri...



belki artık başkasına ait olacaksın,unutacaksın beni,aynı şeyler karşılıklı olacak belki...
başka bir şehirde,son taksitleri öderken,aklıma geliceksin belki,gülücem ve bütün iyi dualarımla yoluma devam edicem...

sende öyle ol çok şey istemiyorum,unutulmak hiç istemiyorum ben...

john lennon un love şarkısı her dinlediğimde aklıma gelmen üzere kendime söz verdim ben...

teomanıda unutmadım...

eğer sana bişiler hissettirip hakkımda güzel şeyler düşünüdürüp,istiyerek güldüysen yanımda ve artık huzura doğru yol alıyosan ve huzura doğru bensiz,bu bana yeter..


aşk bitmez sadece ertelenir ve görmemezlikten gelinir...

elveda,başka bir hikayede görüşmek üzere,şimdilik elveda...







20 Eylül 2011 Salı

arada bir..

herşeyden vazgeçip gitmek gibi hayallerim var bu ara,ama beni tutan şeylerde var biraz,birazdan da öte devamlı ve sıkıca,mesela gözlerin...
güneşte yeşile çalan ve sana bunu söylediğimde benm gözlerim ela dediğin gözlerin...
arada bunalır insan,sıkılır,özler,ağlamak ister,depreşir ve düşünür,işte ben o aralardayım...
nedensiz,sorgusuz,sorusuz yaşamak gibi hedefler koyamıyorum kendime,sende bir nedenim ve amacım olduğundan beri lotus'm ,artık bütün sorularımda sen varsın,cevaplarını bilmesemde,bilmemi istemesende..
bazen acıkıyorum,seni düşünüyorum,yemek yiyemiyorum,iştahım kesildiğinden değil,inan ki,sadece gözbebeklerimin yemeği ve diğer şeyleri ayırt etmemesinden kaynaklanıyor,benim gözlerimin önünden gitmeni bekliyorum,çok işgal ediyosun bakış alanımı...gitmeni bekliyorum normal yaşamak için,yemek yiyebilmek için...


günler kısa,karanlık odam da aşk için yaptıklarım inan,sana dair bütün kadehlerim ve senin için  tüm kavgalarım...


geçen zamanın merhem olmanın duası ile,yine bir telaş hali,sonrası kime kalıcak bir masal bu...
son kez değil biliyorum ben sana dönüyorum,ve elde,kitaplıkta duran hikayeye dönmek istemiyorum..


tükenmesin tarihlerimiz,ve sen o yemekleri benim için yap,akşam dondurmalar benden..

15 Eylül 2011 Perşembe

rüya..

lotus hergün aynı rüyayı görüyormuş,bir kumsal,bir gün batımı ve o gün batımına doğru yürürken,küçüklükten büyüklüğe kadarki evreler,sonra ise terle bir acil uyanış ve hızlı kalp atışları...
neden diye hep kendine soran lotus,bunu hep merak etmiş,belli ki yaşadıkları rüyasında etkili olmuş..ve acılarını,duygularını hissederek kalkıyormuş..

günler geçmiş bizim lotus aradığı aşkı bulmuş,inanmış bizim süpermene,ama içindede gelgitleri var,yeni bir hayalkırıklığına gücü kalmamış lotus'un..

artık rüyalarında çift ayak izi görür olmuş,o kumsalda süpermeniyle yürür olmuş...ve yalnız olmadığını hissetmiş...lotus artık hayatını yoluna koyar olmuş,35 numara ayak izinin yanına 42 numara bir ayak izi gelmiş...

lotus mutlu,gel zaman git zaman rüyalar aynı ve çift kişilik olmuş...ve bizim süpermenin haberi yok...

bi sabah uyanınca lotus,telaşlı olmuş,rüyasında bir farkındalık vardı çünkü,zorlu,taşlı ve sert olan her yerde 42 numara süpermenin ayak izleri vardı,kendisininki yoktu...

bunu hep düşündü,zorlu olan ve taşlı ve dalgalı yerlerde,neden böyle diye,ve düşünmeyede devam edicek...



benim haberim yoktu sana göre..




lotus'm benim en acil zamanlardan haberim var,sana o kadar odaklandım ki,ayaklarına batmasın diye bişi,seni taşıdım o zor ve kötü yerlerde...sen belki bildiğimi bilmiceksin,ama ben hayatımın her anında seni düşünüyorum,rüyalarda bile...

ve kaybedecek ,bir hayal kırıklığına gücüm yok diyordun ya,korkuyorum diyordun ya,ben o hayal kırıklıklarını ve kaybettiğimiz günlerin ayaklarına batmasına izin vermedim,vermicem...

(istediğin sürece taşımaya hazırım)...