3 Eylül 2011 Cumartesi

lotus...

Şimdide gözyaşlarım ile süslüyorum buraları yeniden ve parantezinden çıkan adam yürüyor yine cümlelerine doğru. Ayağım virgüllere takılır ya da aklım yeni bir soru işaretine, sırtıma ünlemler dayanır ya da tırnak işaretleri altında üzerime anlamlar yığılır diye korkmadan! Bir elimde külü soğumuş yalnızlığım, diğerinde bir  kalem, başucumda çalıp duran bir gazel gibi odamı saran bohem ile kahvemi karıştıran antakya'nın rüzgarı kesilmeden ve kendimi iki ayracın ayazında üşütmeden, çıkıyorum hadi bu parantezden, yürüyorum evveli halime, sapıyorum hadi bu paragraftan bir diğerine…sen işte nerdeydin?,neden olmadın ki yanımda,neden başka kişilerde üzüldün,yıpratıldın..lotusun yaprakları solmuş,inancını yitirmiş,belki inandığında zaman çok geç olacak,korkmuyor değilim,yeni bir hayal dünyası içine girdim..yeni parantezim sensin bugünlerde,izin ver kaparsam içi dolu olsun,üç noktalardan sıkıldığımı bil,üç noktalı bir hayale gitme sende...
   

izin ver lotusum ol benim,gün sökerken soğuk terlediğim sabahlarda senin için direniyim küçükkenden beri gördüğüm kabuslara,canavarlara,hayaletlere...izin ver süpermenin olayım...




korkulardan arında gel,
bu bir yaşam, sakin ol, geçer gider.
hesaplardan korunda gel, taksitlerden, maskelerden.
sen gel, yalnız sen gel,
gözaltında bütün senler, benler.

cesur olsaydım gelir miydin benimle?
bu savaşlar, çelik zırhlar sonuna kadar.
savaşabilirdik, sevişebilirdik.
böyle şeyler işte, böyle şeyler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder